deneme

HÂLÂ HİSSEDİYOR MUSUN SAHİDEN?

İlk yazımda -size kendimi tanıtmak için yazdığım o yazıda bile- Mehmet Akif Ersoy’un dizelerine yer vermiştim. “Oku, şayet sana bir hisli yürek lazımsa” diyordu şair. Ve ben de bu aralar fazlaca kafaya takmış bulunuyorum bu “hissetme” meselesini. Nedir peki hissetmek? TDK “Bir şeyden etkilenmek, duymak, farkına varmak” gibi anlamlar yüklüyor.

Ama sözler ve kelimeler sadece sözlük anlamlarıyla kalmadı. Belki, iyi ki de kalmadı. Onlara fazlasını yükledik. Kimisini göklere çıkardık, kimisini rafa kaldırdık. “Hissetmeye” ise ikisini de yapmadık. Hissetmek bir kelimeden fazlasıydı zaten. Merhamet de içindeydi, sevgi de, saygı da. Ve çok daha fazlası da…

Onu sokakta yürürken önümüzde açılan ele uzattığımız bozuk paralar karşılığı sattık. Kendimize Yaratıcı’nın adından aldığımız merhameti buğulu gözlerde bıraktık. “Say-mak”tan gelen “saygı”yı, boyun eğmek anlamıyla “itaat”le karıştırdık. (İtaatin çok farklı da anlamları vardı oysa.) Saymak, saygı göstermek değer verdiğin için hürmet etmekti. Korkunun değil üstün bir sevginin sonucuydu. Göstereni ezmek için değil, yüceltmek için vardı. Günlük telaşların, bitmek bilmeyen acelelerin arasında hepsi kayboldu, gitti.

Fotoğraf Michael Daniels ; Unsplash ile

Bazen görmek için durmak gerekiyor. Durmak ve etrafına bakmak. Koronavirüs’ün tüm dünyayı etkisi altına aldığı bu günlerde bunun için oldukça zamanımız var. Bu sayede belki de yetişmek için koştuğumuz dünyanın çok da yetişilecek bir tarafının olmadığını görürüz. Belki hâlâ her gün olup bittiği halde farkına bile varmadığımız (belki de umursamadığımız) şeyler karşısında bir şeyler hissederiz. Belki de hâlâ bir şeyler hissediyoruzdur sahiden.

Hissetmek, fark etmektir.

Hissetmenin bu anlamını da hatırlarız belki. Çünkü fark etmekse daha fazlasıdır. O andan sonra işler değişir. Az önce yaşadığımız gibi yaşayamaz oluruz. Artık o fark ettiğimiz şey, her neyse, hayatımızın küçük de olsa bir parçası olur. Bu yüzden, başından beri kayıp “hissi” arıyorum. Görüp, başını çevirip gitmeleri; bu yüzden saymıyorum hissetmekten. Gerçekten hisseden (fark eden) insan az önceki yaşamına dönemez bir daha. Çünkü az önceki, onun için “önce” de kalmıştır artık.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s