Kitap/Şair/Yazar

YUNUS EMRE

Ara ara şairler/yazarlar ve kitaplar üzerine de yazmak istiyordum. Ama nereden, kimden başlayacağımı bilememiştim. Dizeleri herkese hitap eden, sözleri içinde bulunduğumuz ayın manevi atmosferine de uyacak, bir mısrasını anlatmaya sayfalar yetmeyecek bir şair olmalıydı elbette. Ve sanırım bu şartlarda en uygun isim olacaktır Yunus Emre.

Bir şairden bahsetmeye doğduğu şehirden, doğduğu yıldan başlarız. Günümüze yakınsa anne-babasının adını da ilave ederiz. Nerede okumuştur, ne yapmıştır hepsi mutlaka bulunmalıdır yazımızda. Şairi anlamanın yolu aslında bir anlamda bunlardan geçer. Hangi şartlarda yaşadığını, ne yaşadığını bilmeden, bu sözü neden söylediğini tam olarak anlayamayız çünkü. Üzerine söyleyeceğimiz her söz anlamsız, altı boş sözlerden ibaret kalır. Tabi bahsettiğimiz şair Yunus Emre değilse.

Onu anlamanın yolu az önce saydıklarımdan geçmez. Elbette ki onu bu yönleriyle de tanımak -kaynaklarımız müsaade ettiğince- faydalı olacaktır ancak o zaten tüm eserleriyle evrensel olmayı başarmıştır. Biz onu tanımadan o bizi tanımıştır.

Şiirle siyaset bazı kalemlerde iç içe geçmiştir. Sadece bu nedenle bazı kesimler bazı şairleri okumaz, bazıları bazılarının düşmanı olmuştur. Herkes kendi davasını en güzel şekilde anlatmakta şiiri araç kılarken görelim Yunus ne diyor:

Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için
Dost’un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim.

Hayvanı anlamak için hayvan olmak gerekmez ama insanı insan olan anlar. İnsan ne yerin dibine sokulmayı hak eder, ne de abartılacak kadar çok kusursuz bir yaşam sürer. Hiçbir şey devamlı olmaz hayatta. Rüzgar bir karşıdan eser, bir arkadan ve bazen de yandan. Tıpkı dediği gibi:

Bir dem gelir İsa gibi ölmüşleri diri kılar
Bir dem girer kibr evine Fir’avn ile Haman olur.

Onun hakkında kelimeler yazmakla tükenmez. Ne de olsa yüzyıllar önce bize yalın Türkçemizle eşsiz eserler kazandıran, aynı anda hem akıllara hem de gönüllere hitap edebilmeyi başarmış bir isimden bahsettik. Bazılarımız ona “Derviş Yunus” dedi, bazılarımız “Bizim Yunus”u daha yakın gördü. O ise tevazu buyurdu kendine “Miskin Yunus” dedi. Biz her biriyle anarak sözlerimizi noktalarken yazımı, içimizde söz söylemesini en iyi bilenlerden olan Yunus’un şu meşhur sözüyle bitirmek istiyorum:

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.

“YUNUS EMRE” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s